AYVALIK ve CEVRESI

Ayvalık ve Çevresi

Taaa Rumların yaşadığı dönemlerden bu yana Ayvalık, meraklısı için çok önemli bir yeme-içme, gezme-tozma ve alım-satım merkezidir. Son yıllarda bu “meraklı” nüfusunun bir hayli arttığını da hemen ekleyelim.

Gerek Ege Mutfağı’na has nefis yemekleri, gerek seyrine doyulmaz tabiatı ve gerekse bu iki unsura en güzel eşlik eden şeylerden biri olan rakı muhabbeti, Ayvalık’ı tam bir keyif diyarı haline getirmiştir. İşte bu yüzden Rakı-balık-Ayvalık, Metin-Ali-Feyyaz üçlüsünün şanını çoktan geride bırakmıştır.

Peki, rakı-balık-Ayvalık’ın ötesi yok mudur? Tabii ki vardır. Bir kere Ege’nin hiçbir “inci”sinde kendine ait tam beş tane iç deniz yoktur. Üstelik hepsinin karakteri de farklıdır bu iç denizlerin. Bir kısmı yazın bile ılık su sevenler için, bir kısmı da yazın çivi gibi suda doya doya yüzüp vücudunu organik bir klima haline getirmek isteyenler için biçilmiş kaftandır. İsteyen Pateriça Koyu’na gider, Güvercin Adası manzarası eşliğinde yüzer, isteyen Şeytan Sofrası eteklerinde, isteyen de Ortunç’ta…
Cunda’nın ve Ayvalık’ın dört bir yanına dağılmış olan kilise ve manastırlar da içindeki kâşifi uyandırmak isteyenleri bekler. Bir mahalle arasına sıkışmış eski kilise ya da eşsiz bir deniz manzarasına tepeden bakan manastır… Hepsi de yorgun, küskün ve sakin bir halde ziyaretçilerini bekler.

Çok gezdiniz, karnınız zil çaldı… O kadar çok seçeneğiniz var ki midenize bayram yaptırmak için… Ayvalık, hem sağlıklı beslenmekten vazgeçmeyenler için hem de “sağlığa mağlığa bakmam, lezzetliyse mideye indiririm kardeşim” diyenler için dev bir açık büfe! İsteyen Cunda ya da Ayvalık kordonunda dizilmiş balıkçılarda manzara eşliğinde doyurur karnını, isteyen her şeye inat zeytinyağıyla ev yemekleri ya da spesiyaller yapmaya devam eden lokantalarda, isteyen de Cunda’nın, Ayvalık’ın ve Sarımsaklı’nın dört yanına dağılmış Ayvalık tostçularında… Harcından gelen lezzeti başka yerde bulamayacağınız köfteciler ve lezzetleriyle büyük şehirlerin züppe restoranlarına taş çıkaran esnaf lokantaları da cabası…

Ayvalık’ın huzurlu atmosferini dost sohbetleriyle ve yorgunluk içkileriyle süslemek isteyenler için kafeler ve barların da sürüsüne bereket… Denize sıfır nargile keyfinden tutun da Yunan taverna müziği eşliğinde felekten bir gece çalmaya kadar bir dolu seçeneğiniz var keyif için.

Gezdiniz, yediniz, içtiniz, eğlendiniz, esaslı bir uykuyu hak ettiniz. 5 yıldızlı bir otelde mi yoksa, restore edilmiş küçük ve şirin bir Rum evi pansiyonunda mı uyumak istersiniz? Seçim sizin ve bilin ki seçeneğiniz çok fazla…

Keyfinize iyi bakın!

Burada hayat yavaş akar.

Kimsenin acelesi yoktur.

Trafik yoktur. 13.00’teki randevun için evden 12.55’te çıkarsın.

Sinirli insanlar yoktur. Gülümseyen insanlar vardır.

Telaşlı insanlar yoktur. Sakin insanlar vardır.

Hırslı insanlar yoktur. Yetinen insanlar vardır.

Pazarda dolaşırken, hiçbir şey almadan karnını doyurabilirsin burada. Herkes ikram eder malından, geri çevirirsen de darılır. Bademciden badem yersin, kirazcı eline tutuşturur, peynirci senin için kestiği dilimle peşinden koşar “Almasan da tat” diye…

Burada üç öğün ot vardır, bildiğin ot. Ottan mücver yaparlar, ottan börek yaparlar, üzerine yoğurt döküp sıcak yemek yaparlar. Kırmızı biberin içine peynir doldurup dolma yaparlar. Senin kahvaltıda yediğin lor peynirinin üzerine vişne reçeli dökerler, olur sana tatlı. Burada her yiyeceğin kullanım alanı geniştir. Tek sınır hayal gücüdür.

Burada el yakan hesaplar yoktur, seçmesini bilmek vardır. Eh, o da zamanla. Turist gider “duyduğu” yere, buralı gider “bildiği” yere. Ayaküstü 20 liraya iki kişi tıka basa doymak vardır. Hem de otun da, balığın da en tazesiyle.

“Ayna” vardır burada, yeme-içme-oturma yeri. Ev yapımı likörler, zeytinyağlılar, uçuşan turkuaz perdeler, ahşap masalar, taze çiçek kokusu çağırır. Bir limonata isteyip saatlerce oturabilirsin, kimse bir şey demez. Etrafında dolanmaz. “Masa dolacak” demez. Bu küçük cennetin sahibi, İstanbul’dan arınmış, yeni bir hayat kurmuş anne kıza imrenerek bakarsın, iç geçirerek. Belki de bu yüzden “Ayna”dır adı, senin hayalini sana yansıttıkları için.

Burada öyle çantana sarılıp oturmazsın. Çantanı, eşyalarını pastaneye emanet edip çarşı pazar gezmeye de gidebilirsin pekala. Bankamatikten para çekerken, çantanı arkandaki bankta bırakıp işini görebilirsin de hatta.

Taş Kahve’de Mehmet Abi siz istemeden kahve getirir, canı öyle istedi diye. Peynirin, salatan eksik mi geldi gözüne? Söyle hemen getirirler, hesaba eklemeden. Ya da “Balığın tadı biraz acı geldi” de laf arasında, almaz parasını. Kurabiye mi alıyorsun? Yolluk verirler bir de yanına, yiye yiye gez diye. Burada gönülle yapılır her şey.

Hayat küçüktür burada. Marka filan bilmezler. Herkes ya Kordon’dan alır kıyafetini ya da Garaj’dan. ABD’ye gelinlik provasına gitmezler. Düğün zamanları uğradıkları en pahalı mağazaları “SOYKARA” da gece elbisesi 80 lira. Kimse kimseyle yarışmaz, istediklerini giyer, yer, içerler. Kimse kimseyi süzmez çünkü. İstanbullular dışında.

Sokaklar egzost değil, sakız kokar burada. Sahil boyu sıra sıra, itiş kakış kafeler de yoktur. Onun yerine Konfor, İstikbal, Leyla Güzellik Salonu, Mahmutpaşalı Ayakkabıcısı gibi yerler vardır, denize sıfır. O kadar çoktur deniz çünkü. Öbür türlüsünü de bilmezler zaten. Sen şimdi kalkıp Pazar günleri 15 cm deniz göreceksin diye saatlerce Hisarüstü yollarında perişan olup, üstüne kazıklanıp buna da “Pazar keyfi” dediğini anlatsan, gülerler.

Kavga yoktur burada, bir futbol maçı ya da merdiven önünde kadın erkek taze bakla ayıklayacak olmak yeter hepsini buluşturmaya.

Burada dolmuşlar illa dolunca kalkmaz, şoför beklemekten sıkılınca kalkar. Dolmuş şoförleri “Kim vermedi parasını?!” diye kükremez, “Bozuk yoksa sonra verirsin” der, bir daha görüp görmeyeceğini bilmeden. İnerken “Güle güleyiiin!” diye uğurlar bir de.

Burada Baykal’ın kasetini, iktidar kavgasını, en son mekanları, filmleri bilmezler. Sizin o şaşaalı gündeminiz bir hiçtir burada, onların gündemine uyarsın. Kiraz ne kadar olmuş, deniz bu yaz soğukmuş, rüzgar kalmış, deniz direklemiş, papalina bu sene azmış… Hem de o kadar çabuk uyarsın ki bu kaplumbağa hızında hayata, kendine şaşarsın.

Gel gör ki, sen ne kadar kaynaşmaya çalışırsan çalış, iki günde oralı olmaya alış, her halinle İstanbulluğunu belli edersin. Anlarlar. Tuz isteyişinden anlarlar, parayı uzatışından anlarlar, kılığından kıyafetinden anlarlar, bakışından anlarlar, yorgunluğundan anlarlar, kaprisinden anlarlar ve sorarlar: “Memleket nere?”

“İstanbul” dersin, “Olsun!” derler. Senden önce üzülürler sana.

Hayatın daha fazla para kazanınca, daha hırslanınca, daha pahalı bir arabaya sahip olunca, daha büyük evlerde yaşayınca, terfi edince, 90-60-90 olunca, herkesten daha hızlı koşunca, kendini çok önemli sanınca, daha çok tüketip daha çok çalışınca, “o ayakkabı”yı alınca, o kadınla/adamla beraber olunca daha güzel olduğunu sananları silkeler burası.

Sadece bir “Olsun!”la

Ayvalık, Sahip Olduğu Su Altı Güzellikleriyle de Öne Çıkıyor.

DOĞAL dokusu, tarihi miras ve mavi bayraklı plajlarıyla Ege turizminin yükselen yıldızı konumunda bulunan Ayvalık, sahip olduğu su altı güzellikleriyle de öne çıkıyor.Ayvalık kıyıları zengin su altı faunası, keşfedilmeyi bekleyen batık ve kızıl mercanlarıyla ”Su altı kaşifleri’nin ilgi gösterdiği yerlerin başında geliyor. Üç dalış merkezinin bulunduğu ilçede, eşsiz dalış olanaklarıyla da dikkati çekiyor. Güneş Adası, Yuvarlak Ada ve Kerbela Taşları’nın belli başlı dalış noktaları arasında yer aldığı Ayvalık, sahip olduğu kırmızı mercanlarla da ayrıcalıklı bir konumda bulunuyor.

24 ADA VE 60 DALIŞ NOKTASINA SAHİP

Dünyada sadece İtalya’nın Portofino kentiyle birlikte kırmızı mercanlara ev sahipliği yapan, 24 ada, 60 dalış noktasıyla yurt içi ve yurt dışından çok sayıda dalış meraklısını ağırlayan Balıkesir‘in Ayvalık ilçesinde, 2010 sezonu açıldı. İki dalış merkezinin faaliyet gösterdiği ilçede, sezonun ilk dalışının, 20 kişilik bir ekip tarafından gerçekleştirildiği bildirildi. Bir dalış merkezinin sahibi ve Dalış eğitmeni Kemal Çalışkan, su altı güzellikleriyle dikkatleri üzerinde toplayan ilçede, bu yıl dalış turizminde hedeflerinin büyük olduğunu söyledi. 24 ada ve 60 dalış noktasına sahip Ayvalık‘ta haftanın 7 günü dalış yapılabildiğini belirten Çalışkan, dalış meraklılarına uluslar arası sertifikalara sahip eğitmenleriyle sezon boyunca eğitim verdiklerini kaydetti.

SU ALTINDAKİ RENKLİ DÜNYA MERAKLILARINI BEKLİYOR

Hayatlarında ilk kez dalış yapanların, su altını belgesellerde izledikleri gibi hayal ettiklerini, ancak bizzat yaşamanın daha farklı bir duygu olduğunu söylediklerini ifade eden Çalışkan, ”2009 sezonu için çok iyi bir tanıtım kampanyası yaptık. Ağırlıkla yurt dışından olmak üzere pek çok dalgıç ve dalış meraklısını buraya bekliyoruz. Ayvalık’ın Türkiye dalış alanında olması gereken yerde bulunması için elimizden geleni yapacağız’ dedi. Çalışkan, geçen yıl sadece kendi dalış merkezleri kanalıyla 4 bin civarında kişiye dalış yaptırıldığını, bu rakamı yeni sezonda 3-4 katına çıkarmayı hedeflediklerini söyledi.

Ayvalık’a dalış için gelen Ergin Bezerci, Ayvalık’ı seçmesinin su altı canlılarının çok yoğun olmasından kaynaklandığını ifade ederek, ”Su altı sporlarına merak salanlara kesinlikle Ayvalık’ı tavsiye ederim. Türkiye’de su altı canlısı bakımından en canlı bölgelerinden biri ve senelerdir de kaybolmayan bir canlılığa sahip’ dedi. Can Özalp, ”Ayvalık’a ilk kez geliyorum. Buraya dalış için gelmemin nedeni kırmızı mercanları görmek ve fotoğraflamaktı. Bu arzumu yerine getirdim. Bundan sonra sık sık geleceğim’ dedi. Nilgün Yıldız da zaman zaman Ayvalık’a dalışa geldiklerini belirtti, ”Ayvalık’ı tercih etmemin nedeni, havası, denizi, dip yapısı ve doğal güzellikleri’ diye konuştu.

KIRMIZI MERCANLARIYLA ÜNLÜ

Ayvalık‘ın su altı zenginliklerinin en önemlilerinden birisi olarak kırmızı mercanlar gösteriliyor. Dalış eğitmeni Kemal Çalışkan, kırmızı mercanlar hakkında şu bilgileri verdi: ”Kırmızı mercan dediğimiz aslında Gorgonia denilen güzel hayvanların oluşturduğu bir orman. Bunlara herkes ‘bitki’ diyor, ama gerçekte canlı bir varlık. Sularının temizliği, plankton dereceleri, ısısı ve akıntıların bol olması nedeniyle kızıl mercanlar Ayvalık’ı mesken tuttu. Bu mercanlar, ülkemizde sadece Ayvalık’ta bulunuyor. Bunun dışında aynı türden mercanlar, İtalya’nın Portofino kenti açıklarında var. Yabancıların ilgisi tabii ki bizim bu mercanları dünyaya tanıtmamızla başladı. Ayvalık’ın, bu tür mercanlara ev sahipliği yaparak Kızıldeniz’e rakip olduğunu anlattık. Bunu fotoğraflarımızla, video görüntülerimizle ispatladık. Bunun sonucunda, Avrupa’nın en önemli dergileri Ayvalık’ı haber yaptı. Böylece, yurt içinden ve yurt dışından dalgıçlar, mercanları görmek için Ayvalık’a gelmeye başladı.’